Haber Keşan
Haber Keşan > Gündem > Çoğal, FSRU Çed toplantısını değerlendirdi

Çoğal, FSRU Çed toplantısını değerlendirdi

TEMA Vakfı Edirne İl Temsilcisi Şirin Çoğal, Saros FSRU Gemi İskelesi Projesi Halkın Katılımı toplantısına dair değerlendirmede bulundu.

“TOPLANTI BİTMEDEN YETKİLİLER TOPLANTI SALONUNDAN AYRILMIŞLARDIR”

Çoğal, “BOTAŞ tarafından yapılması planlanan Saros FSRU Gemi İskelesi Projesi Halkın Katılımı toplantısına TEMA Vakfı Edirne İl Temsilci Yrd Av. Cansın Çoğal ve Keşan İlçe Sorumlumuz Fatih Kayhan katıldı. 2 Ekim 2018 Salı günü Keşan Belediyesi Konferans Salonu’nda yapılan Saros FSRU Gemi iskelesi Projesi ÇED halkın katılımı toplantısına halkın Saros’a sahip çıkmasıyla toplantı yapılamamış, halkın itiraz dilekçeleri Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nce teslim alınmamıştır. ÇED yönetmeliğinin 9. maddesine göre düzenlenmesi gereken halkın katılımı toplantısında, Edirne Sivil Toplum Kuruluşlarına ve yöre halkına söz hakkı verilmeyerek ÇED toplantısı usul ve yasaya aykırı olarak devam etmiş, toplantı bitmeden yetkililer toplantı salonundan ayrılmışlardır.”

“KÜMÜLATİF ETKİLERİ DEĞERLENDİRİLMELİDİR”

ÇED başvuru dosyasını sadece iskele için hazırlandığını ifade eden Şirin Çoğal, şunları söyledi: “İskele ile ana boru hattı arasında döşenmesi gereken yeni boru hattının detayları mevcut değildir. Mahmutköy Botaş Doğalgaz Ana Dağıtım Hattına kadar yapılacak güzergahın orman alanları, tarım arazileri ve bölgenin fauna ve florası üzerine olası etkileri de değerlendirilmelidir. Bu iki projenin etkilerini birlikte kümülatif olarak tek bir ÇED raporunda değerlendirilmesi gerekmektedir. Proje sahası, Saros Körfezi Önemli Doğa Alanı sınırları içerisinde bulunmaktadır. Bu bölge, kızılçam ormanı, maki toplulukları, kumullar ve kıyı lagünlerinden oluşan zengin bir habitat çeşitliliğine sahiptir. Dolayısıyla, iskele, yeni boru hattı, gemi trafiği ve projenin neden olacağı diğer tüm faaliyetlerin, Saros Körfezi Önemli Doğa Alanı ve Saros Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi üzerindeki kümülatif etkileri değerlendirilmelidir. Raporda proje ile yıllık ne kadar doğal gaz temini planlandığından ve bu doğalgazın yıllık sera gazı emisyonuna ve sonucunda iklim değişikliğine nasıl bir etkisi olacağından bahsedilmemiştir. Doğal gaz gemilerinin Saros Körfezi’nde yaratacakları ilave gemi trafiğinden ve bu trafiğin çevresel etkilerinden bahsedilmemiştir. Gemilerin olası güzergâhlarının planlanan iskelenin çok yakınında olan Saros Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi’nden geçip geçmediği belirtilmemiştir. Planlanan Saros FSRU Gemi İskelesi projesinin işletme aşamasında iskeledeki ünitelerin bakımları sırasında atık yağ oluşumu olabilecek, bu da o bölgedeki canlı hayatını olumsuz bir şekilde etkileyebilecektir. İskele yapımında kullanılacak dolgu malzemesi hangi taş ocağından gelecek ya da bu malzeme için yakınlarda yeni bir taş ocağı açılacak mı belirtilmemiştir. Gerçekleştirilecek inşaat çalışmalarının ortalama 24 ay süreceği öngörülmektedir. Hem deniz hem kara canlıları öncelikle inşaat ve sonrasında işletme süresince oluşacak gemi trafiği nedeniyle tehlike altına girebilir. Bu durum da bölgedeki ekolojik yapının geri dönüşü olmayacak şekilde bozulmasına neden olabilir. ‘Akdeniz’in Kirlenmeye Karşı Korunması Sözleşmesi’ (Barcelona Sözleşmesi) uyarınca korumaya alınan alanlar araştırılmamıştır. ‘Akdeniz’de Özel Koruma Alanlarının Korunmasına Ait Protokol’ gereği ‘Özel Koruma Alanı’ olarak belirlenmiş alanlar konusunda proje bazında araştırma yapılmamıştır. Cenova Bildirgesi gereği seçilmiş Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından yayımlanmış olan ‘Akdeniz’de Ortak Öneme Sahip 100 Kıyısal Tarihi Sit’ listesinde yer alan alanlar konusunda proje bazında araştırma yapılmamıştır.”

“RİSK OLMASI YETERLİDİR!”

Çoğal, sözlerini şöyle tamamladı: “Cenova Deklarasyonu’nun 17’nci maddesinde yer alan ‘Akdeniz’e Has Nesli Tehlikede Olan Deniz Türlerinin’ yaşama ve beslenme ortamı olan kıyısal alanlar, konusunda proje bazında araştırma yapılmamıştır. ‘Dünya Kültür ve Tabiat Mirasının Korunması Sözleşmesi’ gereğince Kültür Bakanlığı tarafından koruma altına alınan ‘Kültürel Miras’ ve ‘Doğal Miras’statüsü verilen kültürel, tarihi ve doğal alanlar konusunda proje bazında araştırma yapılmamıştır. ‘Özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanların Korunması Sözleşmesi’ (RAMSAR Sözleşmesi) uyarınca koruma altına alınmış alanlar, konusunda proje bazında araştırma yapılmamıştır. Projeye ilişkin olarak Atık Yönetim Planı hazırlanmamıştır. Uluslararası Çevre Koruma Sözleşmelerine göre halkın istemediği hiçbir projeye hiçbir yatırıma izin ve onay verilemez. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesinin ihlal edilmiş sayılması için insan sağlığına gerçek bir zararın verilmiş olmasının şart olmadığını belirtmiştir. İnsan sağlığının ve doğanın zarar görmesi beklenmemelidir. Risk olması yeterlidir! Yukarıda belirtilen çekince ve itirazlar doğrultusunda hem karada hem de denizde geri dönüşü mümkün olmayacak tahribatlara neden olabilecek Saros FSRU Gemi İskelesi proje yapımı kararının yeniden gözden geçirilmesini ve ÇED sürecinin sonlandırılmasını diliyoruz.”

Reklam:

Yorum yap